Prof.Dr.Dilaver Özturan

BAŞ VE BOYUN

BAŞ - BOYUN KANSERLERİ

Kitlenin kötü olması olasılığını arttıran faktörler

Baş-boyun kanserlerinin sıklığı ve belirtileri nelerdir?

Baş ve boyunda görülen cilt kanseri var mıdır?

Çevresel risk faktörleri nelerdir?

Baş-boyun kanserlerinde tanı nasıl konur?

Baş-boyun kanserlerinin tedavisi var mıdır?

LARENK KANSERLERİ

-Lareksin T1  karsinomu nasıl tedavi edilir?

-İlerlemiş lareks kanserlerinde total larenjektomi bir tedavi seçeneği midir?

-İlk önce radyoterapi almış N0 boyunlu glottik kanserler ek olarak tedavi edilmeli midir?

-Ön kommisür glottik kanserlerde tedavi nasıldır?

SES PROTEZİ

-Ses protezi kimlere uygulanır?

-Ses protezi nasıl çalışır?

-Ses protezi nasıl takılır?

-Protez takılan her hasta konuşabilir mi?

-Ses protezi takılan hastalarda ses kalitesi

-Protez çeşitleri

SINIRLI SES TELİ KANSERLERİNDE LAZER KULLANIMI İLE SES TELİNİN ÇIKARTILMASI (LAZER KORDEKTOMİ)

-Lazer hangi durumlarda uygulanır?

-Lazer cerrahisi nasıl uygulanır?

-Lazerle ameliyat sonrası neler olur?

-Lazerin üstünlükleri nelerdir?

-Lazerin dezavantajları nelerdir?

BAŞ - BOYUN KANSERLERİ

Baş-boyun kanserleri tüm kanserler içinde % 5-7 oranında görülmektedir. Baş-boyun kanserlerinin yaklaşık % 25’ini de gırtlak kanserleri oluşturur. Bunu dil kanseri (% 13), dudak kanseri (% 11), yemek borusu kanseri (% 10) izler. Erken dönemde yakalanırsa çoğunu tedavi etmek mümkündür. Çoğu baş-boyun kanser türünün erken belirti vermesi, bunların tedavisinin diğer kanserlere göre daha başarılı olmasını sağlar. Unutmayalım ki baş-boyun kanserlerinde erken teşhis başarılı tedaviyi getirir.
Baş-boyunda başlayan kanserler genellikle vücudun başka bir yerine sıçramadan lenf düğümlerine sıçrarlar. Boyunda iki haftadan fazla duran bir şişlik varsa, vakit geçirmeden doktorunuza görünün. Tabii tüm şişlikler kanser değildir. Ama boyundaki bir şişlik veya yumru; ağız, göğüs, gırtlak, tiroid, lenfoma ya da kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Bu tip yumrular ağrısızdır ve büyümeye yatkındır.

Kitlenin kötü olması olasılığını arttıran faktörler

1- Hastanın 40 yaşın üzerinde olması,
2- Fazla sigara kullanımı,
3- Fazla alkol kullanımı,
4- Kitlenin ağrısız olması,
5- Solunum yollarında tıkayıcı belirtiler,
6- Üç haftadan uzun süren ses kısıklığı,
7- Üç haftadan uzun süren boğaz ağrısı, yutkunma ile kulağa yansıyan ağrı,
8- İyileşmeyen yaralar,
9- Radyasyona maruz kalma hikâyesi,
10- Baş-boyun bölgesinde daha önce bir kanser öyküsü

sayfabaşı

Baş-boyun kanserlerinin sıklığı ve belirtileri nelerdir?

Çoğu serilerde E/K oranı 3/1 ile 10/1 arasındadır. Kadınların erkeklere yakın miktarda sigara ve alkol içmeye başlamasından beri bu fark giderek kapanmaktadır. Kanserlerin en sık görüldüğü yaş grubu 50-60 arasıdır. Bir boyun kitlesi bir çocukta çoğunlukla iyi huylu iken, erişkinde yine büyük çoğunlukla kötü huylu çıkmaktadır.
Kitlenin belirdiği zamandan itibaren geçen süre, bu süre içinde boyutunda ve görünümünde meydana gelen değişiklikler, kitlenin büyüme hızı, kıvamındaki değişmeler ve uygulanan antibiyotik tedavisine verdiği yanıt önemlidir. Ayrıca bu değişikliklerle birlikte koku olma bozukluğu, burun tıkanıklığı, yutma güçlüğü, burun kanaması, boğaz ağrısı, kan tükürme, kulak ağrısı gibi bulgular önem kazanmaktadır.
Ağız veya dildeki birçok kanser türü iyileşmeyen bir ağrı ve şişmeye yol açar. Bu değişiklikler genelde ağrısızdır, ancak iltihaplanırsa ağrı oluşabilir. Boyundaki bir yumruya eşlik eden ülser veya şişme varsa dikkatli olunması gerekmektedir. Tanı konması için gerekirse biopsi alınabilir.
Kan tükürmek, kanser dışında bir nedenle olabilir. Ama burun, ağız, göğüs ve akciğer kanserleri kanamaya neden olabilir. Eğer tükürük veya balgamınızda birkaç günden fazla süren kan varsa doktora başvurmanız gerekmektedir.
Göğüs ve yemek borusu kanserleri de yutmada zorluk yaratabilir. Genelde katı yiyecekler yerken yutma sorunu ortaya çıkar.

Baş ve boyunda görülen cilt kanseri var mıdır?

Baş-boyunda en çok görülen cilt kanseri, bazal hücreli kanserdir. Erken fark edilirse sorun yaratmaz. Genelde alın, yüz, kulak gibi güneş gören yerlerde gelişir. Yassı hücreli kanser dudak veya kulakta görülebilir. Erken ve doğru tedavi edilirse çok tehlikeli değildir. Melanom deride mavi-siyah veya siyah renk bozulmalarına neden olur.
Israrlı kulak ağrısı, yutmada güçlük, ses kısıklığı veya boyundaki bir yumruya eşlik ediyorsa ciddidir.
Baş-boyun kanserlerinde tütün ve alkol kullanmak önemli nedenlerdendir. Diğer bir faktör de uzun süre güneş ışığına maruz kalmaktır.
Yukarda saydığımız belirtilerin hepsi kanser olmadan da ortaya çıkabilir. Ama ne olursa olsun, eğer bu belirtiler oluşursa doktorunuza görünmenizde yarar vardır.
Eğer fark edilirse baş-boyun kanserlerinin çoğu kolayca tedavi edilebilir. Hastalar hemen doktora başvurursa, bu kanser türlerinin tedavi oranı yükselecektir.

sayfabaşı

Çevresel risk faktörleri nelerdir?

1- Tütün
2- Alkol
3- Diyet
4- Mesleki faktörler
5- Radyasyon

Baş-boyun kanserlerinde tanı nasıl konur?

Yukarıda sayılan belirtilerin bazıları ile başvuran hastalarımızdan öncelikle detaylı bilgi aldıktan sonra, etraflı bir kulak-burun-boğaz muayenesi yapılmalıdır. Mevcut bir kitle varsa kitlenin özellikleri tespit edilmelidir. Olası kaynak bölgeler gözden geçirilmelidir. Eğer baş ve boyunda primer sorunlu bölge bulunamamış ise vücutta lenf bezi olan bölgeler araştırılmalı ve yemek borusu, mide, akciğer alanları taranmalıdır. Baş-boyunda olası bölge tespit edilmişse, ikinci aşama olarak biopsi alınarak teşhis doğrulanmalıdır. Gerektiği durumlarda ultrasonografi, tiroid sintigrafisi, bilgisayarlı tomografi ve MR’a başvurulabilir. Tümörün primer yeri bulunamamış ise, bu durumda tümörün çıkması olası bölgelerden kör biopsi yoluna gidilebilir.

Baş-boyun kanserlerinin tedavisi var mıdır?

Tedavi aşaması, tanı aşamasını takip eder. Kanserin cinsi, bulunduğu yer ve yayılım derecesine göre tedavi şekillenir. Tedavi seçenekleri sadece cerrahi olabileceği gibi, bazen sadece radyoterapi olabilmektedir. Ancak cerrahi ve radyoterapinin birlikte kullanıldığı durumlar da sözkonusudur.

sayfabaşı

LARENK KANSERLERİ

Lareksin T1  karsinomu nasıl tedavi edilir?
Her biri etkin olarak kullanılan cerrahi ve radyasyon yöntemi olarak iki yöntem vardır. Cerrahinin larenjektomide yetersiz kaldığı durumlarda radyasyon rezerv olarak bulundurulmalıdır. Radyasyon tedavisi altı hafta gerektirir ve pahalıdır. Cerrahi aynı gün taburcu işlemlerin yapılabileceği tek günlük bir işlem olarak planlanabilir. Ses kalitesi radyoterapiden sonra daha iyidir, ancak bazı cerrahlar bu fikre katılmamaktadır. Buna karşılık cerrahiye giden hasta operasyon sonrası daha az boyun şişliğine maruz kalır. Bu hastalarda radyasyon sonrası kıkırdak nekrozu da olmaz.

İlerlemiş lareks kanserlerinde total larenjektomi bir tedavi seçeneği midir?
Yaşlı hastalarda yapılan bir çalışma, kemoterapi+radyoterapi alan hastalar ile total larenjektomi+radyoterapi alanlar arasında benzer sonuçlar olduğunu göstermiştir. Halen 5 yıllık hayatta kalım sonuçları bildirilmemiştir. Bu yeni model ilerlemiş kanserlerde gırtlağı koruma şansı sunabilir. Deneysel protokollerle ilgilenmeyen hastalar için total larenjektomi temel seçenektir.

İlk önce radyoterapi almış N0 boyunlu glottik kanserler ek olarak tedavi edilmeli midir?
No boyunlu hastalarda bu konu hâlâ tartışmalıdır. Öneriler lezyonun yerine, yayılımına ve tutulumuna bağlı olarak değişir. Glottik kanserlerde okkült metastaz % 14-16, supraglottik kanserlerde % 20-38 iken, en yüksek riskli bölge piriform sinüs kanserlerindedir. Okkült servikal metastaz riski % 15’in üzerinde olduğunda, radyasyon planlanan bölgedeki rejyonal lenf nodları hesaba katılmalıdır. Muayenede bulunan pozitif adenopatiler boyun diseksiyonu gerektirir.

Ön kommisür glottik kanserlerde tedavi nasıldır?
Kanserin ön kommisürden tiroid kıkırdağa yayılmasını engelleyecek hiçbir bariyer yoktur. Bu vakalar genelde ilerlemiş vakalardır. Derine yayılma radyoterapiden yararlanma şansını azaltır. Zohar ve arkadaşları cerrahi ile lokal kontrol oranını % 90, radyoterapi ile % 72 bulmuşlardır. Bu bölge için halen elle tutulur bir radyoterapi çalışması yoktur. Woolhouse ve arkadaşları bu bölge tümörlerinde radyoterapinin işe yaramayacağını klasik yöntemlerin uygulanması gerektiğini söylemektedirler.

sayfabaşı

SES PROTEZİ

Gırtlak kanseri, çoğu zaman ses kısıklığı yaparak erken bulgu veren ve bu nedenle erken saptanabilen kötü huylu bir hastalıktır. Gırtlak kanserinin bir başka özelliği ise, gırtlağı oluşturan yapıların tümörün yayılım hızını sınırlandırmasıdır. Gırtlak kanseri, bu iki özelliğinden dolayı solunum yollarının diğer kötü huylu tümörlerine göre tedavi ve yaşam süresi açısından daha iyi sonuçlar vermektedir. Gırtlağın tamamının alınması gırtlak kanserlerinin yaklaşık % 15’inde gerekmektedir.
Gırtlak kanserinin en önemli tedavi şekli cerrahidir. Ses teli tümörlerinde cerrahinin yanında ışın tedavisi de bir alternatiftir. Ancak son yıllarda lazer kullanımının yaygınlaşması özellikle ses teli tümörleri için önemli bir alternatif oluşturmuştur. İleri evre tümörlerde ışın tedavisi cerrahiye ek olarak uygulanmaktadır.
Gırtlağın önemli işlevlerinden biri, insanlar arasında iletişimi sağlayan konuşma sesini meydana getirmesidir. Son yıllarda konuşmayı korumak amacıyla kısmi gırtlak çıkarılması teknikleri uygulanmasına rağmen, ileri evrelerdeki tümörlerde gırtlağın tamamen alınması hâlâ ilk seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.
Gırtlağın alınması hastalara yüksek oranda yaşam süresi sağlamakla birlikte hastaların büyük çoğunluğu konuşamamakta ve bu durumun yarattığı depresyonla yalnız bir yaşam sürdürmekteler. Sosyal hayatları açısından ciddi sıkıntılar doğmakta ve toplumdan dışlanarak yalnızlığa terkedilmekteler.
Tabii ki, gırtlağı alınan hastalar solunumlarını soluk borusunun boyun ön kısmına açılan bir deliğe bağlantı yapılmasıyla temin etmektedir. Bu durum da hastalarda belirgin sıkıntı yaratmaktadır.
Temel amaç hastaların rahat konuşabilir hale gelmesini sağlamaktır. Bundan dolayı çeşitli arayışlar mevcuttur. Çeşitli cerrahi teknikler, cihazla konuşma ve yemek borusu konuşması gibi yöntemler çoğu zaman tatminkâr sonuçlar vermemiştir. Cerrahi teknikler sınırlı kullanılmaktadır. Cihazla konuşma, erken konuşabilme gibi bir avantaj sağlamasına rağmen el kullanmayı gerektirmesi ve monoton mekanik bir ses oluşturması nedeniyle hastaları ve etrafındakileri rahatsız etmektedir. Yemek borusu konuşmasını öğrenmek güç olduğu gibi, bu yolla konuşma şiddetinin ve başarısının düşük olduğunu bilmekteyiz. Daha uzun süreyle konuşmak için hastanın çok fazla sayıda yutkunması gerekmektedir. Çünkü yemek borusunun kapasitesi oldukça düşüktür.
Bunu çözmek amacıyla hava kapasitesi yüksek olan akciğerlerin kullanılması, hem konuşma süresinin hem de şiddetinin artmasını sağlayacaktır. Bundan dolayı ses protezleri gündeme gelmiştir.

Ses protezi kimlere uygulanır?

İleri evre tümör nedeniyle gırtlağı tamamen alınan hastalara ameliyat sırasında veya daha sonra ikincil olarak takılır.

Ses protezi nasıl çalışır?

Ses protezi küçük bir boru şeklindedir ve içinde tek taraflı hava geçişine izin veren kapak sistemi bulunur. Soluk borusunun arka üst kısmıyla yemek borusunun ön duvarı arasında bir delik açılarak yerleştirilir. Burada amaç akciğerdeki havayı protez yardımıyla yemek borusu ve yutağın birleşim yerine taşımaktır. Havanın sürekli akışını temin etmek uzun süre konuşabilme imkânı yaratır. Protezin bu yapısı yemek borusundan akıntıların soluk borusuna kaçışını engellemektedir. Konulan protez boyun orta bölümünde bulunan delikten görülebilmektedir. Bu sistemin çalışır hale gelmesi için akciğerdeki havanın, boyundaki deliğin parmakla kapatılması sonucunda protez kanalıyla yemek borusuna iletilmesi gerekmektedir. Protezle konuşmayı öğrenmenin ardından, parmak kullanımı haricinde boyun orta hattındaki deliği kapatacak tarzda kapaklı sistemler kullanılabilmektedir.

sayfabaşı

Ses protezi nasıl takılır?

Ses protezi gırtlağın alındığı seansta veya daha sonra genel anestezi altında takılabilir. İlk 4-5 gün içinde, protezin takılacağı yerin şişliğinin inmesine kadar geçen sürede o bölgeye protez yerleştirilir. Bu şekilde hastadan egzersizler yapması istenir. Egzersizler ile rahat konuşmak mümkün olacaktır.

Protez takılan her hasta konuşabilir mi?

Konuşmayı öğrenmede hastaların kendine güvenen kişiler olması, motivasyonlarının ve ilgilerinin fazla olması önemlidir. Kendi tecrübelerimiz, eğitim düzeyinin de önemli olduğunu göstermektedir. Yaşlılık, işitme azlığı ve güçsüzlük öğrenmeyi zor hale getirebilmektedir.
Yemek borusu ve yutak bölümünün etrafını saran kas dokusunun aşırı derecede kasılmasına bağlı olarak havanın geçişi engellenebilmekte ve konuşma gerçekleşmektedir. Gırtlağın alınması sırasında bu kaslar zayıflamaktadır. İkincil olarak protez takılan hastalara ensüflasyan denen testi yapmak koşuluyla spazm olup olmadığı tesbit edilebilmektedir. Aynı seansta kasların kasılma gücü zayıflatılarak böyle bir durumun ortaya çıkması engellenmektedir.

sayfabaşı

Ses protezi takılan hastalarda ses kalitesi

Bu hastalarda doğal sese yakın konuşma olabilmektedir. Hasta sosyal ilişkilerini rahatlıkla devam ettirebilmektedir. Stoma denen boyun ön kısmındaki deliğe valvli sistemin yerleştirilmesi durumunda parmak kullanmak gerekmediği için hastalar daha fazla rahat etmektedir.

Protez çeşitleri

Günümüzde uygulanan konuşma protezleri çeşit olarak oldukça fazladır. Genelde Provox ve Blom-Singer adlı ses protezleri kullanılmaktadır. Provox konuşma protezinin özelliği, takıldıktan sonra uzun süre kalabilmesidir. Değiştirileceği zaman hekim yardımına ihtiyaç göstermektedir. Blom-Singer protezinin ise sık aralarla çıkarılıp temizlenmesi ve bakımının yapılması gerekmektedir. Hasta ayna karşısına geçerek protezini kendisi çıkarıp takabilmektedir.
Ses protezi, uygulaması kolay olan bir tekniktir. Üretilen protezlerin daha uzun ömürlü ve mantar enfeksiyonlarına daha dayanıklı olmasına çalışılmaktadır.

sayfabaşı

SINIRLI SES TELİ KANSERLERİNDE LAZER KULLANIMI İLE SES TELİNİN ÇIKARTILMASI (LAZER KORDEKTOMİ)

Karbondioksit lazer tekniği, kulak-burun-boğazın birçok alanında uygulanmaktadır. Gırtlağın iyi huylu ve kötü huylu tümörlerinde seçilmiş olgularda başarıyla kullanılmaktadır.
Lazer ile sınırlı ses tümörlerinin çıkartılması diğer tedavi şekillerine bir alternatiftir. Hastanede kalış süresinin kısalığı, maliyetinin düşük olması ve boyuna solunum için delik açma ihtiyacının olmaması en önemli avantajlarıdır.
Gırtlağın mevcut kanser yayılımına engel olan bariyerleri, ses teli üzerindeki tümörün yayılmasını sınırlı tutmaktadır ve gırtlağın çatısı korunduğundan lazer ile ses telinin kısmi çıkarılması mümkün olmaktadır.
Hem ışın tedavisi, hem de klasik cerrahide ses teli kanserleri için etkili tedavi sağlamaktadır.

Lazer hangi durumlarda uygulanır?

Ses teli kanserleri erken dönemde bulgu verdikleri için gırtlağın diğer bölgelerinin tümörlerine göre daha erken teşhis edilebilir. Erken bulgu vermesi (ses kısıklığı) ve diğer lenf bezlerine atlama olasılığının düşük olması, bu bölge kanserlerinin lazer ile çıkarılmasına olanak tanır. Bu tarzda bir cerrahi uygulamak için klasik olan kanserin ses telinin serbest kenarında, sınırlı büyüklükte olması, ses teli hareketinin engellenmemiş olması ve ses tellerinin önde birleştikleri noktanın etkilenmemiş olması gerekmektedir. Ayrıca ameliyat sırasında gırtlağın rahat görünüyor olması ve hastanın bir anestezi riski taşımıyor olması önemlidir.

sayfabaşı

Lazer cerrahisi nasıl uygulanır?

Bu ameliyat genel anestezi altında yapılmakta ve yaklaşık yarım saat sürmektedir. Hasta uyutulduktan sonra baş geriye doğru hafif atılarak, metal bir boruyla ağızdan girilir ve ses telleri görünür hale getirilir. Bu noktadan itibaren ses telleri mikroskop altında incelenir. Cerrahi tanı koymak amacıyla yapılıyorsa, hastayla ameliyat öncesinde konuşmak koşulu ile alınan parça patolog tarafından ameliyathanede incelenir. Eğer kanser tanısı konursa, aynı seansta lazer cerrahisi uygulanabilir. Böylece hastanın birden fazla anestezi alması engellenmiş olur. Lazerin mevcut bağlantılarıyla lazerin yaymış olduğu ışını mikroskop altında görmek ve ışını yönlendirmek mümkün olabilmektedir. Tümörün etrafındaki sağlam dokulardan geçilerek tümör dışarı alınır.

Lazerle ameliyat sonrası neler olur?
Lazerle ameliyatın en önemli avantajlarından biri, kanama olmamasıdır. Hasta ameliyatı takiben birkaç saat gözlendikten sonra eve gidebilmektedir. Ameliyat sonrasındaki erken dönemde ses kalitesi kötü olmakla birlikte tamamen normal hayatına dönebilmektedir. Hastanın beslenmesinde hiçbir sorun yaratmamaktadır.
Bizim hasta grubumuzda başlangıçta ses kalitesi kötü olmakla birlikte, yaklaşık 4 ile 6 ay arasında vücudun oluşturmuş olduğu yeni ses teli nedeniyle ses sonuçları mükemmel hale gelmektedir.
Lazerle bu şekilde sınırlı tümörler çıkarılabileceği gibi daha geniş ameliyatlar da yapmak mümkün hale gelmiştir.

sayfabaşı

Lazerin üstünlükleri nelerdir?

1- Doğal bir yaklaşım olması

2- Hastanede kalma süresinin kısa olması,
3- Ameliyat sonrası dönemin çok rahat geçmesi,
4- Maliyetinin düşük olması,
5- Sonuçların daha büyük cerrahiler kadar iyi olması,
6- Daha iyi ses kalitesi,
7- Kanamanın az olması,
8- Ameliyat süresinin kısalığı,
9- Solunum için boyuna delik açılmaması,
10- Hızlı iyileşme,
11- Nedbe dokusunun az olması,
12- Cerrahiye göre ses telleri arasındaki yapışıkların az olması,
13- Gırtlağın iskelet yapısında değişiklik olmaması,
14- Kanser olmasına rağmen, hastanın bu sorundan çok kolay kurtulması ve psikolojik etkileniminin çok daha az olması.

sayfabaşı

Lazerin dezavantajları nelerdir?

Lazer enstrümanlarının pahalı olması bu işlemin sınırlı merkezlerde yapılabilmesine olanak vermektedir. Seçilmiş olgularda başarı oranı %100’e yakın olmasına rağmen, özellikle ses tellerinin ön birleşim yerlerinin tutulmuş olması başarıyı düşürebilmektedir. Başarıyı etkileyen faktörlerden bir tanesi de ameliyat sırasında gırtlağın iyi görünür hale gelmesidir. Kısa boyunlu olan kişilerde işlem bir parça daha zor olmaktadır. Bazı zor entübe edilen hastalarda, hastanın emniyeti açısından açık cerrahi tekniğe geçme mecburiyeti doğabilir.

Ses kalitesi açısından ışın tedavisiyle kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmektedir.
Ameliyat sırasında ve sonrasında istenmeyen yan etki olasılığı oldukça düşüktür.
Lazer cerrahisi, gırtlağı korumaya yönelik bir tekniktir. Işın tedavisi ve diğer klasik cerrahi yaklaşımlara alternatif bir tedavi şekli olarak uygulanmaktadır.

sayfabaşı